Benim Hayal Defterim

Elime aldığım en güzel kitap o..

Çocuklar hızla büyüyorlar. Defne boyum kadar oldu bile.  Tanrı onun için harika bir kapak tasarımı yapıyor, henüz resim tamamlanmadı ama şu anki hali bile bitmiş halinin çok daha iyi olacağını gösteriyor. Kapağına kanıp ne çok kitap aldım gençlik yıllarımda ve daha ilk sayfalarda hayal kırıklığı içinde bıraktım bir kenara. Öte yandan şahane kitaplarım oldu, defalarca okuduğum, satırları arasında kendime yeni dünyalar kurduğum, altını çizdiğim cümlelerinin peşine takıldığım,  bir birinden güzel birbirinden değerli kitaplarım . Ölürken anılarımız, taşınırken kitaplarımız olmalıymış bol bol. Gerçekten çok doğru kitaplarlar en vefalı dostum oldu benim ne zaman yağmur yağsa,” ah şimdi evde olsam mis gibi bir çay demleyip kitabımı alıp kıvrılsam bir koltuğa” diye hayal kurarım. Bu yüzden Defne’mi kapağı harika bir kitaba benzetiyorum.

Şu anda hikayenin çok başında yazar. Eminim tasarladı tamamını ama ondan başka kimse bilmiyor devamını ve sonunu.  Tek dileğim kapağının insanları aldattığı o şahane görünüşlü içi boş kitaplardan olmasın Defnem. Harika bir hikayesi olsun. İçinde bolca aşk, sevgi, sadakat, güven, mutluluk olsun.  Satırları sürüklesin herkesi, cümleleri not alınsın defterlerin kitapların arkasına. Okuyan herkeste derin izler bıraksın.

Güzel kahramanım 13 yaşını bitirdi 20 gün önce, bir an önce büyüme telaşı içinde. “Defne ve Saçları”  kitabın en başındaki bölümlerden birinin adı olabilir. Bu bölümde Defne’nin saçları onun her şeyidir.  Saatlerce onlar için zaman harcar eğer o gün saçları kötüyse hayata küser, neredeyse dünyayı bir saç yumağının arkasından görür.  Bu bölümlerde güzel kahramanımız  ilerde dönüşeceği güzel kuğuya bir an önce dönüşebilmek için insan üstü bir çaba harcamaktadır. Beğenmek ve beğenilmek işte bütün mesele budur onun için.

Ama durun! Sakın bırakmayın kitabı elinizden, kısa bir süre sonra kahramanımız iç dünyasına doğru uzun bir yolculuğa çıkacak,  ruhunun gizemlerini keşfedecek. Bu yolculuk sırasında yol aldıkça hikaye derinleşecek güzel kuğu bir çok başka hayata anlamlar yükleyecek, kendi hayatını akıl ve sağduyunun elele vererek derinleştirdiği, duyguların renklerin etrafını süslediği şahane bir ırmak boyunca  sürdürecek. Yolculuk boyunca uğradığı duraklardan insanlar takılacak onun peşine, kimisi yol boyunca ona eşlik edecek, kimisi bir yerlerde isteyerek yada istemeyerek bırakacak yolculuğu, geride kalacak. Geride kalanların bazılarını, özlemle minnetle anacak güzel kuğu, bazılarını hatırlamayacak bile. Yol boyunca büyüyecek, olgunlaşacak. Kimi zaman düşecek hafif yaralar alacak, kimi zaman koşmak zorunda kalıp yorulacak. Kimi zaman durup şahane bir ırmak kenarında nefeslenecek. Çok şey öğrenecek bu yolculukta.  İnsanlar  tanıyacak ,tanıklık edecek anlara, anılar yaratacak, tıpkı bir kar topu gibi yol aldıkça büyüyecek, çoğalacak .

Hayatın kendisi bu yolculuk aslında. Benim kuğum dilerim bu yolculukta hiç yalnız kalmaz, düştüğünde kendisi kalkıp yola devam edecek kadar güçlü olur dilerim. Yolda gördüğü tüm güzellikleri görecek gözleri, onlar için şükretmeyi bilecek bir yüreği olur . Ama her şeyden önemlisi uzun bir yol hikayesi olsun kuğumunki ve lütfen Tanrım ben bu kitabın sonunu görmeyim, bilmeyim sadece elimden gelenin en iyisini yapıp dua edeyim güzel kuğum için “ne olur insaflı davran yavruma, çok sev onu. Onunda seni sevmesi için yol göster ona ve ne olur avucunda koru onu” diye ve lütfen sende bu kitabın kahramanlarından biri olan bana yani anneye kitabın bölümlerinde uzunca bir süre yer ver.

 

 

Elie Saab

Georges Chakra

Armani

Bayıldım hepsine………

Damla çikolatalı yulaflı kurabiye…

Klasik çikolata parçacıklı kurabiye (chocolate chip cookie)  tarifinden farkı içinde yulaf ve biraz tarçın oluşu.

Malzemeler:

  • 1 kap un
  • 1 tutam tuz
  • 1/4 tatlı kaşığı tarçın
  • 1/2 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 1/2 tatlı kaşığı karbonat
  • 115 gr tereyağ
  • 1/2 kap esmer şeker
  • 1/4 kap toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 1,5 yemek kaşığı süt
  • 1 yumurta
  • 1 1/2 kap yulaf
  • 1/2 kap damla çikolata

Önce terayağ ve şekeri mikserle iyice çırptım. Yumurtayı ve sütü ekledim, karıştırmaya devam ettim. Yulaf ve damla çikolata hariç geri kalan tüm malzemeyi  karışıma ilave ettim. İyice karıştırdıktan sonra yulaf ve damla çikolatayı ekleyip  karıştırdım. Son eklemelerden sonraki karıştırmayı kısa kesmemin sebebi damla çikolata ve yulafın ezilmemesi.

Hamuru buzdolabında 30-40 dakika kadar beklettikten sonra ceviz büyüklüğünde toplar yapıp dizdim tepsiye ve daha önceden ısıttığım (180°C) fırında 15-20 dakika pişirdim. Çocuklar o kadar çok seviyorlarki bu kurabiyeyi geçen hafta iki gün üst üste pişirdim.

 

Hafta Sonu

Cumartesi günü hava güneşliydi. yarım gün çalıştım eve döner dönmez mutfağa daldım ve nefis bir çilekli pasta yaptım. Keki çok kolay, kreması çok lezzetliydi, ehh görüntüsüde fena sayılmazdı doğrusu.

Çilek mevsimi bizim evde mutfak sanatlarının doruğa çıktığı zaman :)))Taze yenen çileğin artanı ertesi güne mutlaka çilekli jole oluyor.  Muhallebili çilek, çilekli rulo pasta, çilekli sıcak kek, çilekli krema, çilekli süt… Yazmalıyım bu pastanın tarifini ama biraz fazla uzun şimdi üşendim doğrusu.

Cumartesi günü oğluşum solan çiçeklerimin yerine yenilerini toplayıp getirdi. Minicik bir bahar demeti. Bahar ve yaz boyunca beni hiç çiçeksiz bırakmaz♥

Pazar günü yağmur hiç durmadı, buna rağmen Eren’i futbol maçına götürdük iyiki götürmüşüz 3 gol attı oğlum. :))  Sağdan 3.

Defnoşum aşk acısı çektiği için bizimle pek görüşmüyor bu aralar. Acısı okadar derinki hiç Türkçe müzik dinlemeyen bizim kızımız şimdilerde bir kulunu çok sevdim o beni hiç sevmiyor modunda 🙁

Brandy Soslu Elmalı Kek

Ilık yediğimizde asla bir dilimle yetinemediğimiz  harika bir tat. Tereyağ, krema ve elma tadının birlikteliği çok lezzetli yapıyor bu keki.

Kek Malzemesi:

  • 125 gr tereyağ
  • 1/2 kap toz şeker
  • 2 yumurta
  • 1 kap un
  • 3 yemek kaşığı süt
  • 3 orta boy elma
  • 4-5 yemek kaşığı kayısı marmelatı yada taneli reçelinin suyu
  • 1 paket kabartma tozu

25-30 cm çapındaki kalıbı yağladım, dibini yağlı kağıtla kapladım. Fırının ısısını 180°’ye ayarladım. Derin bir kapta  tereyağ ve şekeri mikserle 3-4 dakika çırptım. Yumurtaları teker teker ekledim. Elenmiş 1 kap un ve sütü de kattıktan sonra iyice karıştırdım. Kalıba boşalttım, kaşıkla yaydım ve üzerini düzelttim. Önceden soyup dilimlediğim elmaları resimdeki gibi dizdim  ve üzerlerine fırçayla marmelat  sürdüm. Önceden ısıtılmış fırında 30-40 dakika pişirdim.

Kek pişerken sosu hazırladım.

Sos Malzemesi:

  • 1/2 kap esmer şeker
  • 1/2 kap krema
  • 100 gr tereyağ
  • 2 yemek kaşığı brandy

Tüm malzemeyi bir sos kabında kısık ateşte karıştırarak,  kaynatmadan yaklaşık 3 dakika pişirdim.  Bir dilim kek üzerine 2-3 kaşık sos dökerek servis yaptım.  Nefissssss

 

Küçük Ev

Televizyonun tek kanallı  ve siyah beyaz olduğu yıllarda oynatılan diziler hayatımızda önemli bir yer edinmişti. İşler bir an önce bitirilir, çaylar demlenir ve televizyon karşısına geçilerek diziler seyredilirdi. Küçük ev de  bu dizilerin en unutulmazlarındandı.   1974-1983 yılları arasında oynadı ben sanki hep siyah beyaz seyretmişiz gibi hatırlıyorum. 

Dindar bir aileydi İngalls’ lar her pazar pırıl pırıl giyinip kliseye giderlerdi. Ben en çok sabah kahvaltılarına üzülürdüm poridge dedikleri kaynar süt yada suda pişirilmiş yulaf yerlerdi. Birde akşamları yatarken teker teker isimler sayılarak her kes birbirine iyi geceler derdi ve dizi genelde evin uzaktan gösterildiği ışıkların birer birer söndüğü iyi geceler dilekleriyle biterdi. Bunu taklit ederdik biz de yatınca başlardık iyi geceler annecim, iyi geceler babacım, iyi geceler Barış, iyi geceler Elif…..:))

Mary ilerleyen yıllarda kör olmuştu. Hepimiz üzüntüden kahrolmuştuk. Kendisi gibi görme özürlü yakışıklı bir delikanlıyla evlenmiş  ve körler okulunda öğretmenlik yapmaya başlamıştı.

Bakkalın kızı Nellie dizinin kötü karakteriydi. Sürekli kötülük düşünür, ortalık karıştırırdı.   Sevmediklerimize Nellie ismini takardık o yıllarda.

Dizi bittikten yıllar sonra baba Charles İngalls’ın (Michael landon) ölüm haberi  “küçük evin babası ölmüş” diye hepimizi çok üzmüştü. Baba İngalls müthiş bir babaydı  dürüst çalışkan ve sevecen. Onca yoksunluk içinde nasılda mutlu olabildiklerini görmek aslında iyi bir hayat dersiydi hepimiz için. Sonradan öğrendim bu dizi laura İngalls Wilder’ın 1800’li  yıllarda orta Amerika’da geçen kendi hayat hikayesinden uyarlanmış.

 

Cath Kidston

Cath Kidston’un desen ve renkleri çok romantik.  Çantaları çok çok güzel, kumaşlarda İngiliz güllerinin ve pudra tonların romantizmi var. Porselenlerini de bir ara Tepe Home sattı. İnternetten sipariş verilebiliyor. Dünyanın her yerine gönderiyorlar.

Porselenlerde de aynı desenler var.

Çantalar film kaplı kumaştan yapılmış ( Oil cloth)

Créme Brulée

Créme brulée ‘ye ait ilk tarif 1691 yılında yazılmış bir Fransız yemek kitabında bulunmuş. Fransızlar créme  brulée, İspanyollar crema catalana, İngilizler burnt cream diyorlar bu tatlıya. Orijini tam olarak bilinmiyormuş. Üzerinde ince bir karamel tabaka, altta vanilyalı nefis bir krema tadı, bence en aristokrat tatlı créme brulée.

4 kişilik malzeme:

  • 4 yumurta sarısı
  • 1/2 kap toz şeker
  • 2 kap krema
  • 1/2 çubuk vanilya
  • üstü için 2 tatlı kaşığı toz şeker

Çok kolay bir tarif. Çubuk vanilyayı boylamasına kestim bıçakla içinin taneli kısmını sıyırdım ve kremanın içine kattım. Yumurta sarılarını toz şekerle fazla köpürtmeden 1-2 dakika  çırptım. Bu arada kremayı  kısık ateşte ısıttım. Kenarlarından hafifçe köpürmeye başladığında altını kapattım. Önce yumurta sarılarını çırptığım kaba 3-4 kaşık  sıcak kremadan  koyarak yumurtanın sıcak krema yüzünden pişmesini engelledim. Yumurtalı karışımın tamamını kremaya kattım. hızlı hızlı karıştırdım.

Karışımı bir süzgeçten geçirdikten sonra kaplara koydum.

Fırının ısısını 160°’ye getirdim. kapları derin bir tepsiye koydum ve tepsiyi kapların yarısına gelecek kadar kaynar suyla doldurdum. Fırında 1 saat pişirdim. Buzdolabında 2-3 saat soğuttuktan sonra her birinin üzerine 1/2 tatlı kaşığı şeker serptim.

Pürmüz alevi ile şekeri karamelize ettim. Pürmüz  yoksa ne olur? hiç bir şey olmaz fırının ızgara kısmıda aynı işi görür.

Eskiler…

“High Society” filmi siyah beyaz televizyonlu yıllardan kalan en unutulmaz filmdi benim için.  Louis Armstrong, Bing Crosby, Frank Sinatra ve  tabii Grace Kelly. Filmin müzikleri çok güzeldi. “little one”,”Ilove you Samantha”, “who wants to be a millionaire”

Bu filmden sonra evlendi ve Monaco Prensesi oldu. Gerçek dünyanın masal prensesi Grace kelly

Grace Kelly bütün zamanların en güzel kadını bence.

Çok zarif, çok asil.

Hanami Mevsimi

 

Hanami mevsimi,tüm Japonya’da kiraz ağaçlarının çiçeklendiği Mart ve Nisan ayı. japonlar kiraz ağacının çiçeğine “sakura”diyorlar. sakura çiçeklerini seyretmek başlangıcı yüzyıllar öncesine dayanan bir gelenek.Japonlar kirazların çiçek açmasını hayata yeni bir  başlangıç dönemi olarak kabul ediyorlar.Yeni başlangıçları, hatta evlenme tarihlerini çiçeklerin açış günlerine göre ayarlıyorlar. Okullar bu tarihe göre açılıyor. “Sakura zensen” yani çiçeklerin açılması, festivallerle kutlanıyor. Bu iki ay boyunca her yerde TV’de, istasyonlarda hava durumu sunar gibi kiraz ağaçlarının bölgelere göre o yıl ki tahmini çiçeklenme zamanı veriliyor. “Sakura Forecast”

Hanami boyunca insanlar kalabalıklar halinde sokaklara dökülüp, çiçeğe bürünmüş ağaçların altında piknik yapıyorlar. Sakura’ların en iyi gözlendiği yerlere akın ediyorlar. Bahçe partileri düzenleniyor çiçekleri seyretmek için zaten Hanami ismide buradan geliyor. Hanaçiçek“, mi “bakmak“. Japon’ya seyahat için en güzel zaman Hanami mevsimi.

Kiraz ağacının kısa süren baharı japon’lar için semboliktirÇiçeğin petallerini Samuray’ın hayatına benzetirler.Solup ölmeden önce alabildiğince parlak ve renkli….     Hayatın kısalığını, kırılganlığını yada naifliğini ifade eder petaller.

100 den fazla çeşidi var kiraz ağacının Japonya’da. Türlere göre  çiçeklerin  sadece petal sayıları  değil aynı zamanda renkleride farklı olabiliyor.

86 yaşındaki mavi gözlü arkadaşımın en sevdiği şiirdi “loveliest of trees”  Bana “herkesin kendini anlatan yada içinde kendini bulduğu en az bir dörtlük şiiri olmalı” derdi. Kadife gibi sesiyle sakin sakin okurdu bu şiiri ezbere.

Loveliest of Trees

Loveliest of trees, the cherry now
Is hung with bloom along the bough,
And stands about the woodland ride
Wearing white for Eastertide.

Now of my threescore years and ten,
Twenty will not come again,
And take from seventy springs a score,
It only leaves me fifty more.

And since to look at things in bloom
Fifty springs are little room,
About the woodlands I will go
To see the cherry hung with snow

Alfred Edward Housman

Sitede yayınlanan fotoğraf, metin ve tariflerin tüm hakkı elvanbasustaoglu.com'a aittir. İzin almaksızın kopyalanamaz ve kullanılamaz.