Benim Hayal Defterim

sonbahar

   Yeniden sonbahar.

   Yine yapraklar düşecek. Ben, ne zaman dans ederek etrafta dolaşan sararmış bir çınar yaprağı görsem;  Eren’in minicik elleri avucumun içinde, üzgün bir ifadeyle yüzüme bakıp, “ anne yapraklar neden yerinde kalmıyor? Onlar da ölüyorlar mı?” diye sorduğu o günü hatırlayacağım.

   Bütün yeşiller soluk bir sarıya bürünecek. Güne geveze kuşların cıvıltıları yerine, kepenklerin arasından geçen rüzgârın kızgın uğultusuyla uyanacağız. Güneş davetsiz bir misafir gibi sabah erkenden dolmayacak odamıza;  uzunca bir süre mesafeli bir ilişki olacak aramızda.

   Evimizin çatısındaki olukta yaşayan cıvıltılı aile, kışı bizimle gerçirmeye dayanacak mı  yoksa en baştan sürüye uyup kanat mı çırpacak  uzaklara?

   Göç yolu üzerinde evimiz. Bir iki aya kalmaz, karşıdaki evlerin çatıları yüzlerce kuşla dolacak: Guguk kuşları, serçeler, sığırcıklar, kırlangıçlar… Biraz dinlenip yola devam edecekler. Ben, bahçede dalmış bir şeylerle uğraşırken,  derinden gelen kanat sesleriyle şaşırıp kaldırıcağım kafamı göğe… İçimde çocukluktan kalma bir sevinçle “Yine gelin!” diye bağıracağım arkalarından binlerce kuşun.

   Çocukken göç sürülerini gördüğümde “anne kuşlar okuldan çıkmış ya da kuşların sineması dağılmış” deyişimi hatırlatacak annem o sırada yanımdaysa. Hava daha erken kararacak. Piyanonun tuşlarından yayılan melodiyle çılgınca yarışıp, beni kızdıran ağustos böcekleri susacaklar bir dahaki yaza kadar. Uzun yaz geceleri, yerini kısa kış gecelerine bırakacak. Bahçemiz, artık yılbaşı geçtiği için fişini çekip ışıklarını söndürdüğümüz, yeni yıl ağacımız gibi olacak bir dahaki bahara kadar.

   Artık bahçedeki ceviz ağacının kaç santim büyüdüğünden çok, Eren’in ödevlerindeki “Ali’nin boyu Mehmet’in boyundan 20 cm uzunsa…” diye başlayan problemlerin hesabını yapacağız beraber. Zorunluluklar düzenleyecek yaşantımızı; yeniden bahar, yaz olana kadar. Yatma saatleri, kılık kıyafet, boş zaman meşgaleleri hep belli kurala göre yapılacak.

   Önceleri yazın neşesi, sesleri, renkleri ve ışıltısından sonra hayat biraz siyah beyaz, biraz soğuk gelecek; ama zamanla buna da alışıp kışın neşesini bulup çıkaracağız diplerden, köşelerden yeniden. Tıpkı kazakları, hırkaları çıkardığımızda kaldırdığımız köşelerden unuttuğumuz bir kazak ya da hırkayı görünce sevindiğimiz gibi, şömineyi yakınca da sevineceğiz “bunu özlemişiz” deyip hayallere dalacağız alevlerin karşısında. Daha fazla beraber olacağım çocuklarımla.

    Eren uyumadan önce birbirimize kitap okumaya başlayacağız yeniden. Kuş sesi çıkarmaya, kuzu gibi meeeeelemeye kitaplardaki karakterleri oynamaya başlayacağım eskisi gibi. Hayallerimizi anlatacağız birbirimize. Sokakta, bisiklet üzerinde yorgun düşüp iki laf edemeden uyuduğu için bütün yaz hasret kaldığım oğluma kavuşucağım yeniden. Defne, akşam oldumu okulda ne olup bittiyse anlatacak bana. Ben tıpkı annemin beni dinlediği gibi sabırla dinleyeceğim onu. Arada bir kendimi tutamayıp “bizim zamanımızda…” diye başlayacağım o da “anne sizin zamanınız geçti” diye tıkayacak lafı ağzıma, gülüşüceğiz beraber.

   Gece, çatıya vuran yağmur damlalarının sesiyle kimbilir kaç kere uyanacağım uykumdan. Sonra kış gelecek, çocukluğumdan beri yılbaşı gecesi kar yağsın diye ettiğim duayı bir tek kelimesini bile değiştirmeden tekrarlayacağım yine. Kar her yere bembeyaz bir örtü gibi serildiğinde, -bir kış bebeği olmamdan mıdır nedir- mutluluktan içim pır pır edecek. Elimizde sıcacık tarçınlı bir salep, camdan seyredeceğiz usul usul yağan karı.  Sonra karın üzerindeki ayak izlerinin hangi hayvana ait olduğunu tartışacağız günlerce.

   Bir süre sonra bu defa da kıştan, soğuktan sıkılıp “yaz gelse artık” demeye başlayacağız. Çocuklar okul tatil olsun diye, biz postadan çıkan sarı zarftaki tohumları ekelim diye, baharı, yazı iple çekeceğiz. Yeni umutlarla hayat yeniden yeşerecek. Birbiri ardına kovaladığımız mevsimler gelip geçerken, hayatında geçip gitmekte olduğunu fark edip yavaşlatmaya çalışacağız zamanı; ama mevsimler yenilenirken duyduğumuz heyecan bastıracak takvimden eksilen günlerin, yılların hüznünü. Hayat yılların, mevsimlerin, ayların, günlerin ardı sıra akıp gidecek.

Elvan

Yorumlar

  1. Demet dedi ki:

    Merhaba,
    Cuma günü tesadüfen tanıştım sizinle ve o gün bu gündür sizinleyim.Çok beğendim, keyifliyim, roman okur heyecanıyla eski kayıtlarınıza kadar tek tek okuyorum.Bu yazınız da diğerleri gibi çok güzel.
    Sanırım siz de Ankara’da yaşıyorsunuz. Arkadaşlarınıza, ailenize, komşularınıza ne mutlu (size sahip olmak ayrıcalık bence)
    Sevgilerimi iletiyorum

    • elvan bil dedi ki:

      Demet merhaba, çok sevindim beğendinize… Böyle mesajlar beni o kadar mutlu ediyor ki çocukça bir sevinçle ellerimi çırpıyorum. YAŞASINNNN

  2. ayla dedi ki:

    Bu kisa öykülerin kitaplasma zamani geldi.

  3. Yasemin dedi ki:

    Bir kere daha iyi ki benim kuzenimsin, seninle gurur duyuyorum.

Yorum Yazin

*

Sitede yayınlanan fotoğraf, metin ve tariflerin tüm hakkı elvanbasustaoglu.com'a aittir. İzin almaksızın kopyalanamaz ve kullanılamaz.